Evrim Teorisi Neden Bilimsel Değildir?

Charles Darwin

Charles Darwin dönemindeki ilkel mikroskop

  • CEVAP 1:  19. yy’da  ilkel bilim anlayışıyla hayali bir varsayım olarak öne sürülen evrim teorisi için bugüne kadar hiçbir bilimsel bulgu veya deney tarafından doğrulanmamıştır. Tam aksine, evrim teorinin iddialarını doğrulamak için başvurulan tüm yollar bu teorinin geçersizliğini kanıtlamıştır.

dnahücre

  • CEVAP 2: Biyoloji, paleontoloji, genetik, biyokimya, mikrobiyoloji gibi bilim dalları, canlılığın hiçbir şekilde tesadüfler ve doğa şartları sonucunda kendiliğinden meydana gelemeyeceğini ispat etmiştir. Canlı hücresi, bilim dünyasında insanoğlunun bugüne kadar karşılaşılan en kompleks yapı ünvanını korumaktadır. Bilim dünyası tek bir canlı hücresinin dahi bir New York şehrinden  çok daha kompleks bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Böyle kompleks bir yapı, ancak bütün parçaları aynı anda ve eksiksiz olarak ortaya çıktığında işlev görebilir. Yoksa hiçbir işe yaramaz, zaman içinde dağılır, parçalanır ve yok olur. Evrim teorisinin iddia ettiği gibi milyonlarca sene diğer parçalarının “tesadüflerle” oluşmasını bekleyemez. 

protein dna

  • CEVAP 3: Hücrenin yapı taşı olan proteinlerden tek bir tanesi bile rastlantılar sonucunda oluşamayacak derecede kompleks bir yapıya sahiptir.  Laboratuvar deneyleri ve olasılık hesapları, bu imkansızlığı gözler önüne sermiştir.  Bir proteinin tesadüfen ortaya çıkma ihtimali  10 üzeri 950’de 1 dir. (1 rakamının yanına 950 tane sıfır) Bu sayı pratikte imkansız anlamına gelmektedir.  Evrim teorisi açısından benzer bir açmaz da canlı hücresinin çekirdeğinde bulunan ve yaklaşık 3.5 milyar birimlik bir şifreleme sistemiyle canlının tüm bilgilerinin kodlu olduğu DNA molekülüdür. 1950’lerde elektron mikroskobunun icadıyla yapısı keşfedilen DNA, muhteşem bir plan ve yaratılışa sahip dev bir moleküldür. Uzun yıllar evrim teorisine inanan Nobel ödüllü bilim adamı Francis Crick bile DNA’yı keşfettikten sonra, yaşamın kaynağının rastlantı ve tesadüfler olamayacağını şöyle itiraf etmek zorunda kalmıştır: Bugünkü mevcut bilgilerin ışığında dürüst bir adam ancak şunu söyleyebilir. Ünlü evrimci Prof. Dr. Ali Demirsoy da protein ve DNA’nın meydana gelmesi hakkında şu itirafı yapmaktadır:

Esasında bir proteinin ve çekirdek asidinin (DNA-RNA) oluşma ihtimali, tahminlerin çok ötesinde bir olasılıktır. Hatta belirli bir protein zincirinin ortaya çıkma ihtimali astronomik denecek kadar azdır. Prof. Dr. Ali Demirsoy

evrim fosil

 

  • CEVAP 4: Evrim teorisinin bir diğer büyük hezimeti de fosil kayıtlarındadır. Yıllar süren arkeolojik çalışmalarda bulunan fosiller arasında, evrim teorisinin öne sürdüğü gibi, canlıların basit türlerden kompleks türlere kademe kademe evrimleştiğini göstermesi gereken ara geçiş formlarına bir türlü rastlanamamıştır. Eğer gerçekten bu tür canlılar geçmişte yaşamışsa bunların sayılarının ve çeşitlerinin sayılamayacak kadar çok olması gerekir. Daha da önemlisi, bu ucube canlıların kalıntılarına mutlaka fosil kayıtlarında rastlanması gerekir. Çünkü bu ara geçiş formları gerçekten var olmuş olsa, bunların sayısı bugün bildiğimiz hayvan türlerinden bile fazla olmalı ve dünyanın dört bir yanı fosilleşmiş ara geçiş formu kalıntılarıyla dolup taşmalıdır. Evrimciler 19. yüzyılın ortasından bu yana dünyanın dört bir yanında yaptıkları hummalı fosil araştırmalarında bu ara geçiş formlarını aramaktadırlar. Oysa, 150 yıla yakın bir süredir büyük bir hırsla aranan bu ara geçiş formlarından eser yoktur. Kısacası fosil kayıtları da canlı türlerinin, evrimin iddia ettiği gibi ilkelden gelişmişe doğru bir süreç izlediğini değil, bir anda ve en mükemmel halde ortaya çıktıklarını göstermektedir.

Evrimciler, yüz elli yıla yakın bir süredir büyük bir gayretle teorilerine delil toplamaya çalışırlarken, kendi elleriyle evrim diye bir sürecin yaşanmış olamayacağını bizzat kendileri ispatlamışlardır. Sonuçta modern bilim şu tartışılmaz gerçeği ortaya koymuştur: Canlılar kör tesadüfler sonucu evrimle oluşmamıştır. Tüm canlıları Rabbimiz yoktan var etmiştir.